Zengin ve intikam peşindeki yaşlı Mathilda Gillespie'nin kanlar içinde kalmış bedeni küvetinde bulunduğunda, çok az kişi gözyaşı dökmüştü. Bilekleri kesilmişti ve kafasında eski bir cezalandırma aleti vardı. Anlaşılan o ki Mathilda'nın en değerli aile mirası, ortaçağdan kalma bir işkence aleti olan demir bir kafesti ve bu kafes kadınları susturmak için kullanılıyordu. Dorset'te yaşayanlar arasında, Mathilda'nın son yılında doktoru olan Sarah Blakeney dışında, bu sefalet dolu kadının ebediyen susturulması nedeniyle rahatsız olan birileri yoktu. Sarah Blakeney, ise bu zavallı kadının sonsuza dek susturulmuş olmasından biraz etkilenmiş gibi görünüyordu. Olaylar intihardan cinayete şüphesine dönüşmeye başlayınca ve Mathilda'nın kızını ve torununu mirasından mahrum bırakarak tüm varlığını Sarah'ya bıraktığı haberi yayılınca ise Sarah'nın üzülmesi biraz sahte bir his uyandırıyordu. Artık acımasız dedikoduların hedefi ve korkunç bir cinayetin başşüphelisi olan Sarah, Mathilda'nın geçmişini araştırarak masumiyetini kanıtlamak için gerçek katili ortaya çıkarmak zorundadır. Bu sakin kasabanın altında keşfettiği şey şantaj, kargaşa ve sapkınlık dolu korkunç bir birleşimdir.
Minette Walters'ın öyle bir tarzı var ki; hikaye hızlı akmasa bile insan merakla okuyor. Bir polisiye hem sakin hem de nasıl böyle sürükleyici olur, hayret doğrusu. Usta bir kalem olduğunu söylemek gerek. Kurgu ve çözüm bakımından çok ilginç veya değişik değilse de; Amerikan ve Fransız polisiyelerinden fenalık geçirenler için ferahlatıcı bir çağdaş İngiliz taşra atmosferi. Gerçi kitabın ortalarına doğru yaşanan kimi olaylar ve anlatılanlar kimi okuyucular için rahatsızlık verici olabilir. Ama günümüz suç dünyasında rahatsızlık verici pek çok şey var, değil mi?
Yılın en iyi polisiyesi ödülünü almış. Ben bu kadar iddialı konuşmayacağım ama yine de güzel. Okuyun.
harika bir polisiye. esmahan akyol'un kelepir ev romanında minette walters'dan bahsedilince merak ettim ve okudum. ne kadar doğru bilmiyorum ama agatha cristie romanlarının türkçeye çevrilirken kesilip budandığı söylenir, böylece geriye karmakarışık bir muamma kalır. kanlı miras bana edebi yönleri olan bir agatha cristie romanı gibi geldi. usul usul ilerlerken merak duygusu asla kaybolmuyor. bütün karakterler kanaviçe gibi işlenmiş. kurgu o kadar karmaşık ki yer yer anlamakta zorlandığım da oldu ama her şey yeri geldikçe aydınlandı. çok beğendim.