Kant Kulübü – Cem Akaş / A. Ömer Türkeş

Kant Kulübü’nün ilk dikkate değer özelliği, şimdiye kadar ne anlattığından çok nasıl anlattığıyla ilgilenen; dili, uslubu ve biçimiyle farklılaşan metinleriyle tanınan Cem Akaş’ın kapağında “bir ilkgençlik macerası” uyarısı taşıyan bir roman yazmasıydı. Okuyucusunun karşısına beklenmedik, belki de ilk bakışta “hafif” izlenimi veren bir romanla çıkan Akaş, kitabını “tamamen can sıkıntısından, zaman bolluğundan, eğlence olsun diye” yazdığını ifade etmekten de kaçınmamıştı.

Ancak ilk izlenimler zaman zaman yanıltıcıdır. Nitekim “Kant Kulübü”, sevimli hikayesinin ardındaki felsefi sorgulama ile büyüklerin dünyasına sıçrayıvermiş. Kısaca özetlersem; Su ve Kerim, lise çağlarındaki iki sevimli öğrenci. İkisi de cin gibi, ikisi de “zamaneliğin” sığlığından uzak. Belki de bu nedenle H.S adlı bir örgütün kancasına takılıyorlar. Örgütün işlevi, insanlığın geçmişten geleceğe uzanan tarihini toplumsal çıkarlara uygun biçimde düzenlemektir. Şef Buzcam’ın ifadesiyle tarihi “bir yol haritası gibi düşünün, ara­bayla bir yolda giderken önünüze neler çıkacağını, nasıl dönemeçlcrle, kesişip çatallanan yollarla karşılaşacağını­zı bilmiyorsunuz, giderken öğreniyorsunuz, ama hepsi haritada tamamlanmış haliyle var.”

Bu harita elbette tanrısal bir kader değil, uluslarası bir örgütlenmenin toplum mühendisleri tarafından çiziliyor. İnsanların bu haritada farklı yönlere saptıkları hallerde örgüt giriyor devreye; “haritada, gidilmesi gereken yol, bütün sapaklarıyla, dönemeçleriyle, yokuşlarıyla, trafik ışıklarıyla işaretlenmiş durumda. Yolda nelerle karşılaşacağımız belirlenmiş yolun sonuna ulaşabilmemiz için neler yapılması gerektiği belli. Bize düşen, herşeyin ha­ritada gösterildiği gibi gerçekleşmesini sağlamak, biraz önceki gibi aksilikleri giderip yoldan çıkılmasını engelle­mek” diyecektir Buzcam ve örgütün merkezindeki dev salonda çalışan insanları gösterecektir Kerim ve Su’ya; “bu arkadaşların hepsi, dünyanın bu bölgesindeki gelişmele­rin, sözünü ettiğim büyük tarih kitabında, ya da harita­da, gösterildiği gibi olmasını sağlamaya çalışıyor”..!

Örgüt, bu iki genci de alıyor içine. Kerim ve Su’ya verilen görev, gelecekte bilim adamı olarak insanlığa büyük hizmetler verme manzedi Aklan adlı –kendi yaşıtları- bir genci çok sevdiği müzik çalışmalarından uzaklaştırıp konservatuvar sınavını kazanmasına engel olmaktır. Kahramanlarımız büyük bir ciddiyet ama çocuksu planlarla girişiyorlar Jemes Bond’luk mesleğine. Ne var ki, işleri hiç de kolay değil. Çünkü karşılarında H.S.’nin amaçlarını yanlış bulan, dünyanın dü­zelmesi konusunda H.S ile aynı görüşleri paylaşmayan başka bir örgüt, en az onlar kadar sistemli ve güçlü olan Zürafaları Lekeleme Komitesi var.

İlk bakışta bu alternatif örgütlenme daha “iyi” görünmekle birlikte, kullandıkları araçlar açısından hiç de öyle değiller. Zaman zaman şiddet dolu yöntemlere de başvuran Zürafaları Lekeleme Komitesi ajanlarıyla Kerim ve Su arasında –zamana karşı- kıyasıya bir mücadele başlayacak, bu mücadele sırasında eylemlerini sorgulama fırsatı bulan kahramanlarımız kişiliklerini geliştirecekler, tam bir aydınlanma anı yaşamasalar bile hayatlarını değerler ekseninde sürdürmeye çalışacaklardır.

Genç insanlardan kurulu roman kişilerinin yaş guruplarına uygun, yer yer çocuksu davranışlarla yürüttükleri görevleri, Cem Akaş’ın “Olgunluk Çağı Üçlemesi”nde gelecek bir zamana taşıdığı bireyin kendi kaderini belirlemesi ya da kaderinin onun adına belirlenmesi etrafında dönen ahlaki sorgulamasındaki motiflerle benzerlikler gösteriyor. Zaten adını da bu sorgulamaya kafa yoran bir filozoftan “Kant”tan almış roman.

Yazarın “tamamen can sıkıntısından, zaman bolluğundan, eğlence olsun diye” yazdığı “Kant Kulübü”, çok hızlı akan ve gerçekten de eğlenceli bir roman. Karakter psikolojileri üzerinde çok fazla derinleşmeyen, roman kişilerini eylemlilikleri içinde ete kemiğe büründüren, barındırdığı felsefi sorunsalını hikayesine gözümüze sokmadan yayan Cem Akaş, Türk romanında az sayıda örneği bulunan bir türün üstesinden gelmiş, polisiye ile bilim kurguyu içine mizahı da katarak çok iyi harmanlamış. Hayranlarının büyük bir kısmı ile ters düşeceğini biliyorum, ama yine de, Kant Kulubü’nün, hikayelerinden oluşan ilk kitabı Noktaların Kesişimleri Antolojisi’nden (1990) bu yana okuduğum en iyi Cem Akaş metni olduğunu söyleceğim.

Kant Kulübü – Cem Akaş / A. Ömer Türkeş” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.