Emrah Serbes’in Behzat Ç’si Ekranda!

Star TV, son dönemde iki Ankara Polisiyesi ile beğeni toplayan Behzat Ç.’yi ekrana taşıyor. Yazar, sitemiz üyelerinin yakından tanıdığı Emrah Serbes.  Serbes, Behzat Ç’yi bizlere ilk olarak 2006 tarihli Her Temas İz Bırakır‘da tanıtmıştı.  Mizahi yanı kadar, dramatik finaliyle de bu roman son dönem yerli polisiyelerimiz arasında kolaylıkla sıyrıldı, hafızalarımızda yer etti. Aradan iki sene geçti, bu kez Son Hafriyat‘ta okuduk Behzat Ç’yi. İki sene daha geçti, televizyon dizisi oldu, bizim hayata karşı işlenen suçlar uzmanı…

Umarız serinin üçüncüsü için iki sene daha beklememiz gerekmez!

Behzat Ç’ye, televizyon macerasında başarılar diliyor, ilk bölüm için bu akşam 20:00’da ekran karşısına geçiyoruz.

http://www.startv.com.tr/behzatc/

Alaturka Sherlock Holmes!

1. Osmanlı dostu (!) Sherlock Holmes (1912)

Yüz otuz yıldır tanınırlığından hiçbir şey kaybetmeyen bir kurgu karakteri, Sherlock Holmes. Arthur Conan Doyle’un 56 öykü ve dört romandan oluşan Holmes külliyatı canon olarak anılır. Dönemin Ermeni yazarı Yedvart Odyan Efendi’ye göre, eğer Sultan Abdülhamit Sherlock Holmes’in yaratıcısını İstanbul’a davet ettiği hâlde yüzyüze görüşmekten caymasaydı, Doyle’un bu öykülerine bir tane de İstanbul macerası ilave edilebilirdi. Denilen o ki, bir Ermeni jurnalci, padişaha Doyle’un gizli amacının Osmanlı sarayını küçük düşürecek bir romana imza atmak olduğunu gammazlamış; Abdülhamit de bu iddiaya inanıp Doyle’u huzuruna çağırmadan geri yollamıştır.
Ama ne gam! Birçok yazarımız Sherlock Holmes’i kendi romanlarına ya bizzat konuk etmiş, ya da Holmes’tan hiç de aşağı kalmayan (!) halis muhlis Türk karakterlerini “Türklerin Sherlock Holmes’i” yaftasıyla sunmuş. Meşhur Amanvermez Avni’miz, Türklerin Nat Pinkerton’u Kandökmez Remzi’den tutun, İstanbul’un Arsene Lupin’i Elegeçmez Kadri’ye kadar birçok imitasyon tiplemenin de yolunu açmıştır. Biz bunları Erol Üyepazarcı’nın kitap fuarında çıkacak olan polisiye incelemesine bırakıp, bu yazıda Sherlock Holmes taklitleri ile yetineceğiz.
Yerli Sherlock Holmes romanlarının ilk örneği, yukarıda ismini andığımız Yervant Odyan’ın 1912 tarihli Abdülhamit ve Sherlock Holmes romanıdır. Padişaha ağır hakaretler içeren bu uzunca eserin sonunda Sherlock Holmes’in “Ey soylu Osmanlı ulusu! Seni hürriyetinde destekleyecek, sana yeni idarenin örgütlenmesinde yardımcı olacak yalnız bir millet vardır. İşte o da yalnız biz İngilizleriz!” şeklindeki nutku yazarın siyasi amacını da gözler önüne serer. Bu eserin devamı da aynı yıl Saliha Hanım adıyla yayınlanır.

2. Osmanlı’nın Sherlock Holmes’i Amanvermez Avni (1913)

Yervant Odyan’ın Holmes’ü İstanbul’a getiren romanından bir yıl kadar sonra, Ebüssüreyya Sami’nin on kitaplık meşhur Amanvermez Avni serisi yayınlanır. Yazar, karakterini tanıttığı sunum yazısında, daha sonra da birçok örneğini göreceğimiz şekilde, Türk polislerinin türlü imkansızlıklar ve yokluk içinde olmalarına karşın, Batı’nın Sherlock Holmes’ünden hiç de aşağı kalmadıklarından dem vurur. Bu tür “Bizim neyimiz eksik?” temalı sunuş yazılarını nedense özgün eserlerden ziyade, yabancı tiplemelerin yerli benzerlerinde okuruz! Oysa Amanvermez Holmes’a göre çok daha mütevazi bir tiplemedir. Odasında keman çalarken bir vakayı çözen Holmes’a karşılık, bizim Avni hareketli soruşturmaların adamıdır. Arada başarısız olduğu zamanlar da olur; ancak azimkârdır ve öykünün sonunda muhakkak başarıya ulaşır.

Amanvermez, öykülerinde o kadar çok, gerekli / gereksiz kılık değiştirir ki, bu alanda en abartılı Holmes parodileri bile masum kalır. Bir görüşe göre bunun sebebi, Abdülhamit’in paranoyaklığını alaya almaktır. Kara Katil başlıklı öyküde bir jurnal dolayısıyla Yıldız sarayı tarafından Amanvermez’in iki anarşisti izlemekle görevlendirildiğini de okuruz.

Sami’nin öyküleri Osmanlı’nın son dönemindeki gündelik yaşamı yansıtması açısından eşsizdir. Öykülerde geçen mekanlar, azınlıkların bolca yer alması, bugünün okuru için ilgi çekici olabilecek ipuçları sunar. Daha sonra Server Bedi’nin öykülerinde göreceğimiz yabancı düşmanlığı, Amanvermez öykülerinde bulunmaz.

Amanvermez serisi Merkez kitaplar tarafından 2006 yılında Erol Üyepazarcı’nın özenli diliyle sadeleştirilerek günümüz okuruna sunuldu. Umalım ki dönemin başka serileri de hakettikleri ilgiyi görsünler.

3. Türkiye’nin Diğer Şerlok Holmesleri (1928-44)

Osmanlı’nın Sherlock Holmes’i olarak tanıtılan Amanvermez Avni, Doyle öykülerinin şablonuna çok şey borçlu olmakla beraber, birçok taklidinin yazılmasına yol açacak kadar da özgün bir tiplemedir. İlk örnekler 1928 yılından : Türklerin Şerlok Holmes’i Yıldırım Sadi ile, (yine) Türklerin Şerlok Holmes’i Amanvermez Sabri. Yıldırım Sadi’nin yazarı İskender Fahrettin Sertelli’dir; Amanvermez Sabri’nin yazarı ise bilinmiyor.

1932 yılında Yenigün gazetesinde tefrika edilen Şark’ın Şerlok Holmes’i, 1934 tarihli iki kitapta arz-ı endam eden Ateş Ahmet, 1936’da yayınlanan Amanvermez Kadri, 1944’te Süheyla Kızıltan imzasıyla çıkan Yıldırım Hasan gibi örnekler hep Avni’nin başarısını yakalamaya çalışmışlardır. 1944 yılında yayınlanan Amanvermez Ali, özdeşlerine göre birkaç gömlek üstündür. Ali’nin, muavini Yılmaz ile yaşadığı maceralar belirli bir düzeyi tutturmuştur. Serinin anonim yazarı, kilitli oda, hipnotizma gibi o dönem polisiyesinin gözde konularını öykülerine ustaca uyarlamış; Amanvermez Ali’nin “Pınar” imzası taşıyan şahane kapak çizimleri ile koleksiyonerler için cazip bir seri olmasını sağlamıştır.

Arada bir de hatırat var. 1930 tarihli “Kalpazan”, polislik mesleğinde kendini bir Şarlok Holmes addeden Salih Münür beyefendinin Yunanlı kalpazan Andon’u yakalamasını konu alır. Salih Münür beyefendi “küçükten beri mukavemet edilmez bir meyil ve muhabbeti” olduğunu söylediği polislik mesleğinin bu en heyecanlı vakasında, kılık değiştirip tütün kaçakçısı Hacı Hasan kimliği ile kendini tanıtarak Andon’a yanaşır. Kısa sürede Andon’un güvenini kazanır ve kalpazanlık işinde ona yardım etmeyi kabul eder. Kalpazanın suçüstü yakalanmasıyla Salih Münür’ün öyküsü de sona erer.

4. Sherlock Holmes’e Karşı Cingöz Recai (1926)

İlk Sherlock Holmes’ümüz Amanvermez Avni’yi takiben, batıda popüler olan Arsene Lupin ve Fantomas gibi anti-kahramanların da yerli uyarlamaları yapılır. Nahit Sami ve Fakabasmaz Zihni’den bayrağı devralan Cingöz Recai, tanınırlığı en yüksek polisiye kahramanımız olmayı başarmıştır. Peyami Safa’nın, edebi değer atfetmediği eserleri için kullandığı müstearı Server Bedi imzası ile yayınlanan Cingöz Recai tiplemesi ilk olarak 1924’te okuyucuya sunulur. Onar kitaplık iki serinin sonunda, Türk Arsene Lupin’i Cingöz Recai, ezeli rakibi Serhafiye Mehmet Rıza’ya yakalanır.
Cingöz Recai’nin yakayı ele vermesinden sonra Server Bedi imzası ile farklı tiplemelerin maceraları yayınlanır. Bunlardan biri Avrupa’nın Sherlock Holmes’lerinden, Nat Pinkerton’larından kat kat daha kurnaz, daha tecrübeli, daha cesur ve daha azimkâr olduğu savıyla sunulan polis hafiyesi Kartal İhsan’dır. Ayaspaşa’da yardımcısı İbrahim ile birlikte yaşayan Kartal İhsan, iddialı sunum yazısının aksine, sıradan bir Holmes taklididir.

Safa, bu gibi başka tiplemelere yönelirse de aynı başarıyı yakalayamaz, okurlarının isteği üzerine Cingöz’e dönüş yapar. 1926’da yayınlanan 15 kitaplık Sherlock Holmes’e Karşı Cingöz Recai serisi, Mehmet Rıza’nın davetiyle ülkemize gelen Holmes’e karşı Recai’nin türlü cinliklerini anlatan başarılı bir seridir.
Cingöz Recai öykülerin bütününde Holmes’ü altetmeyi başarır. Öykülerden birinde Holmes, Cingöz’ün Türklere mahsus olağanüstü cesarete sahip bir Latin dehası olduğunu teslim eder. Bir diğerinde Dr. Watson kahramanımızı yirminci asrın en büyük dehalarından biri sayar. Hırsız da olsa bir Türk’ün, batı medeniyetinin üstün zekasıyla tanınan İngiliz hafiyesine sağladığı bu ezici üstünlük, yazarın milliyetçi duygularının ürünüdür.
Öykülerin çoğunda Cingöz’ün hışmına uğrayanların, zengin gayrimüslim vatandaşlarımız olması elbette tesadüf değildir. Memleketimizde zengin olan azınlıklara karşı duyulan tepki Cingöz’de vücut bulmuş; Cingöz, yazarın belki de Türklere ait saydığı bu zenginliği hırsızlıkla geri alan bir halk kahramanı gibi sunulmuştur. Bu eylemini bir İngiliz hafiyesine rağmen gerçekleştirmesi de anlamlıdır. Cingöz’e bir türlü diş geçiremeyen Sherlock Holmes, Ermeni yazar Yervant Odyan’ın Osmanlı için İngiliz mandasını savunan Holmes’ünün aynısıdır.

5. Şerlok Holmes / Kanlı Muamma (1938)

İnkılap yayınevi ucuz romanlar serisi, 30’lu yılların sonunda Münif Fehim’in göz alıcı kapakları ile yayınlandı. Seri hem telif, hem tercüme eserlerden oluşuyor. Yerliler arasında İskender Fahrettin Sertelli’nin önemli sayabileceğimiz iki polisiye eseri (Amerikaya Kaçırılan Türk Kızı ve 25 Kocalı Kadın) gibi önemli ürünler de yer alıyor. Tercüme eserler listesinde yer alan Şerlok Holmes / Kanlı Muamma için yazar ismi Konan Dövil, nakleden Münir Süleyman Çapan gözükmektedir. Konan Dövil, nam-ı diğer Conan Doyle, elbette böyle bir eser kaleme almadı. Romanda Sherlock Holmes’in yardımcısı olarak Taxon’un adının geçmesi, 1908-09 yıllarında yayınlanan Alman menşeli Aus den Geheimakten des Welt Detektiv ve Harry Taxon und Sein Meister serilerinden çevrilmiş olabileceğini düşündürtse de, bu seriler de dilimizde epeyce yayın şansı bulmuştur, dolayısıyla telif bir eserde de Harry Taxon tiplemesinin yer alması pekâlâ mümkündür. Bahsi geçen Alman serileri daha çok kısa öykülerden oluştuğu için, Kanlı Muamma’nın Münir Süleyman Çapan tarafından kaleme alınmış yerli bir eser olduğunu düşünüyoruz.

Roman, bir deniz kazasını takiben cankurtaran sandalında kayıplara karışan iki kişinin tahkikatını konu alır. Polis müdürü Morfi, muammayı çözmekte yetersiz kalınca Holmes’a başvurulur. Holmes yat gezisinde yer alan herkesin ifadesini aldıktan sonra, batan yata dalgıç indirilmesine karar verir. Bütün şüphelileri yata toplayıp, Poirot tarzı bir final ile katili açığa çıkarır.

Watson’ın eksikliği, muammanın vasatı aşamaması, Holmes’in ise bildiğimiz Holmes’tan epey farklı olması romanı önemsiz kılıyor.

6. Şerlok Holms – Arsen Lüpen Karşı Karşıya / Hırsız Kim? (1940)

Kanlı Muamma’dan iki yıl sonra, yine Taxon’lu bir alaturka Holmes romanı ile karşılaşıyoruz: Sertellerin meşhur, “Geceleri Okumayınız” ibareli cinai romanlar serisindeki romanların bir kısmı gibi, bu da Hikmet Münir Ebcioğlu imzalıdır. İç kapakta çeviri olduğu yazmasına karşın Hırsız Kim?’in de yerli bir ürün olduğunu düşünüyoruz.

Paris polis müdürü, Arsen Lüpen’le başa çıkamadığını görünce, çareyi Holmes’i davet etmekte bulur. Bu durumdan gurur duyup koltukları kabaran Holmes teklifi kabul eder. Tam polis müdürüyle görüşürken içeri girip soyulduğunu anlatan banka müdürü salya sümük Holmes’tan yardım dilenince, meşhur polis hafiyemiz de gidip Arsen Lüpen’i yakalar.

Kapakta yine Münif Fehim imzalı şık bir resim var; gel gelelim roman, kapağı açmaya değmeyecek denli vasat.

7. Dünya Titriyor! (1942)

Büyük gezi, serüven, havacılık ve fen romanı alt başlığı ile sunulan Dünya Titriyor, gerçekte ne romanı yazacağına karar verememiş olan bir yazarın -şükür ki- tek romanı. A.T. Safkan, romanı haftalık olarak yayınlanan oniki fasikülde tamamlamış.
Genç maden mühendisi Celal Sarp, ikinci paylaşım savaşının kargaşalı ortamında, memleketine dönmek niyetiyle San Fransisco limanından kalkan General Washington gemisine biner. Gemi esrarengiz bir şekilde birden müthiş hız kazanarak, bir gecede Filipin adalarına kadar yol alır ve orada batar. Kazazedeler kısa sürede bir Amerikan muhribi tarafından kurtarılıp Manilla adasına çıkarılır. Celal Sarp’ın yol arkadaşı Con Rokfeller, Filipin adalarında kayıplara karışan adamı Hikmet’i aramak niyetindedir. Hikmet, en son, yakın zamanda sulara gömülmüş olan bir adada görülmüştür. Celal de bu işte kendisine yardım etmeyi kabul eder. Benzer bir şekilde yolu Filipin adalarına düşen Türk pilotu Ali Yalçın da kahramanlarımıza katılır. Bu yöredeki esrarengiz olayları incelemek üzere İngilizlerin gönderdiği Sherlock Holmes bir yandan tek başına çalışmak isterken, bir yandan da kahramanlarımızın kaydettiği ilerlemeden uzak kalmak istemez. Nitekim o da ekibe katılır; beraberce battığı sanılan adanın aslında göklere yükseldiği, ölümsüzlüğün sırrına ermiş bir firavunun yönetiminde Amerika’ya saldırmak için kullanıldığını keşfederler. Görünmez olmak, düşmanlarını dondurmak gibi hünerleri de olan düşmanlarına karşı mücadele ederler.

Sherlock Holmes bu romanda Türklerin gölgesinde kalan bir karakter olarak yer alır. Yine de yüce gönüllü kahramanımız Ali Yalçın, kırk yılda bir doğru laf ettiği, pek o kadar da akılsız olmadığı gibi övgüler düzer İngiliz hafiyesine.

Kurgunun dağınıklığını, romanın oniki hafta boyunca fasiküller halinde yayınlanmasına bağlamak mümkün. Aksi takdirde böyle bir öyküyü hiçbir romancının bir defada uydurabileceğini sanmıyorum. Romanı, uçuk bir bilimkurgu eseri olarak, popüler edebiyat tarihimizin özgün bir parçası olarak düşünüyorum. Özellikle Firavunun, bir elemanının öldürülmesinin hışmı ile, tüm dünyaya “Titreyiniz! Titreyiniz!” diye seslendiği bölüm, okurların hatırında kalacaktır.

8. Velington Şatosu Esrarı (1945)

Cumhuriyetin ilk yıllarında popüler eserler vermiş olan Daniş Remzi Korok’un külliyatında, dini ve cinsel eserler haricinde birkaç tane de zabıta romanı bulunur. Bunlardan en derli toplu olanı, Velington Şatosu Esrarı, kapağına bakılırsa Sherlock Holmes ile Nat Pinkerton’u karşı karşıya getiren bir roman. Oysa romanda Nat Pinkerton yok, sadece Holmes ile yetiniyoruz. Romanın sonunda, ikinci bölümün “Holmes Amerika’da” ismi ile yayınlanmasını sabırsızlıkla beklememize yönelik bir uyarı var; ancak aradan geçen 63 yılda yayınlanmadığına göre artık beklemiyoruz. Muhtemelen Nat Pinkerton, romanın yayın şansı bulamamış ikinci bölümünde yer alacaktı.

Velington şatosunun genç ve zengin Lordu cinayete kurban gitmiştir. Hiç mirasçısı olmayan lordun birikiminin sanılana göre çok az olduğu, buna karşılık yaşlı uşağı Baba Tomi’nin inanılmaz bir servete haiz olduğu ortaya çıkınca, zaten cinayet işlendiği sırada şatoda yalnız olan uşakla ilgili şüpheler iyice artar ve uşak tutuklanır. Kimliğini gizleyip pansiyoner olarak köye yerleşen Holmes, cinayetin sırrını çözerek masum uşağı kurtarır.

Korok’un romanı, daha önceki telif Sherlock Holmes romanlarına göre ilk bakışta özüne daha sadık bir çalışma olarak dikkat çeker. Roman İngiltere’de bir şatoda geçer; yazar Türkleştirme çabası içine girmez, olur olmaz Türk karakterleri romana sokuşturmaz. Ne kadar tatminkar olduğu elbet tartışılır, ama roman gerçek bir hafiyelik faaliyeti içerir. Oysa o dönem telif romanlar daha çok maceraya dayalıdır, vurdulu kırdılı romanlar, muamma romanına göre daha çok rağbet görmektedir.

9. Valde Sultanın Gerdanlığı (1954)

Amanvermez bir kenara, alaturka Sherlock Holmes romanlarının en afilisi var şimdi sırada. Valde Sultanın Gerdanlığı, daha çok tiyatro alanında eser vermiş Cevat Fehmi Başkut’un Holmes tiplemesi Rıdvan Sadullah’ın bir macerasını anlatır. Yazar, bizzat kendisini de romana dahil etmiş, Rıdvan Sadullah’ın Watson’ı Cevat Fehmi olmuştur.
Kraliçe Viktorya tarafından padişah Abdülmecid’in annesi Valde Sultan’a hediye edilip, ordan oğluna, derken Abdülhamit’e miras kalan 40 bin altın değerindeki gerdanlığın etrafında döner olaylar. Yıldız baskınında kayıplara karışan mücevhere sahip olduğu yönünde rivayetler bulunan Hüsnü bey’in ölü bulunması, romanda Lestrade rolünü üstlenen Komiser Osman’ın Rıdvan Sadullah’a başvurmasına yol açar. Rıdvan Sadullah, hakiki bir Sherlock Holmes gibi, ziyaretinin öncesindeki olayları bir bir tahmin ederek karşılar komiseri. Beraberce cinayet mekanına, Hüsnü bey’in Erenköy’deki köşküne yollanırlar.

Cinayetin çözümü, meşhur gerdanlığın gizlendiği yeri keşfetmekten geçmektedir; bunun için de geçmişten kalan bir şifreyi çözmeleri gerekecektir. Bu hali ile Başkut’un romanı, yerli muamma romanlarımız içinde özgün, önemli bir yere sahiptir. Yazar, bu alanda başkaca eser vermemesine karşın maharetlidir, Rıdvan Sadullah, Sherlock Holmes taklitlerimizin uzak ara en iyisidir.

10. Sherlock Holmes Domates Peşinde (1957)

Aziz Nesin’in, 1957 tarihli Deliler Boşandı kitabından bir öyküsü, Domates Peşinde, Sherlock Holmes’la Dr. Watson’ı Türkiye’de resmeder. O yıl domates çarşıdan, pazardan çekilip değere binmiştir. Kaçakçılık masasından gelen bir telgraf, sınırdan 250 gram domatesi mahrem yerinde gizleyerek geçiren bir kadını bulması için Holmes’i görevlendirir. Neyse ki hafiyemiz, ülkemiz gerçeklerine uyum sağlamıştır; bürokrasinin domatesi gerçekten bulmaktan daha önemli olduğunun farkındadır.

Aziz Nesin’in, Nuru Hayat müstearı altında Düğümlü Mendil isminde bir polisiye denemesi olduğu pek bilinmez. Vasatı asla aşamayan Düğümlü Mendil’in yanında, üstadın bu parodisi bir cevher niteliğindedir.

11. Allahabad Elması (Abdülcanbaz Arsen Lüpen’e Karşı) (1984)

Bir de Abdülcanbaz albümü var ki, sanıyorum bir yerli çizgiroman eserinde Sherlock Holmes’in arz-ı endam ettiği tek örnektir. Abdülcanbaz’ın Allahabad Elması adlı macerasında sadece Sherlock Holmes değil, Komiser Jüv, Maigret, Arsen Lüpen ve Nat Pinkerton’u da görürüz.

Arsen Lüpen, Kont Pier Mansard’ın koleksiyonundaki Allahabad elmasını çalmayı aklına koymuştur. Konta, elması tam iki ay sonra gece 12’de çalacağını bildiren bir mektup yazarak meydan okur. Sadece Komiser Jüv’ün korumasına güvenmeyen Kont, Holmes, Maigret ve Nat Pinkerton’dan başka Abdülcanbaz’ı da davet ederek elması korumak ister. Arsen Lüpen’in, bizim Gözlüklü Sami’den de büyük bir hırsız olduğuna ikna olan Abdülcanbaz Paris’e avdet eder.

Nihayetinde bütün polisiye ustaları Arsen Lüpen’in ağına düşerken, Lüpen de Abdülcanbaz’ın osmanlı tokadıyla yenik düşer.

12. Holmes İstanbul’da (Kanlı Elmaslar) (2007)

Holmes’in yolunun İstanbul’a düşmesinden daha sıradışı bir şey varsa, o da bir kadına aşık olmasıdır. Kurt Aldeer’in “Holmes İstanbul’da” romanı ise Holmes’in bir kadına aşık olduğu savı ile başlıyor. Oysa Holmes’in, bildiğimiz gibi, Bohemya Skandalı macerasındaki Irene Adler’i saymazsak, herhangi bir şekilde latif cinse ilgisi yoktur.

Kurt Aldeer, elbette, bir Türk yazarı tarafından kullanılan bir takma isim. Holmes haricinde iki tane de Mike Hammer romanı var. Mike Hammer’in ismini Myke Hammer olarak değiştirmiş. Sherlock Holmes’in ismine dokunmamakla beraber, Dr. Watson’ı nedense Dawson yapmayı uygun görmüş.

Kanlı Elmaslar, İtalyan mafyasının yeni yeni dünyaya açıldığı bir dönemde, İstanbul bağlantılı bir elmas kaçakçılığı işinin soruşturmasını anlatıyor. Holmes’ün müşterisi iki büyük mafya ailesinden biridir. Holmes, mafya için çalışmayı kabul eder; ancak asıl amacı aşık olduğu kadının akıbetini öğrenmektir.

Yazarın, bir parodi kaleme almasına karşın, Holmes karakterinin doğasını en uygun bir şekilde yansıttığına şüphe yoktur. Tek eleştirimiz, öyküyü anlatma rolünü üstlenmeyen bir Dr. Watson’ın işlevsiz kalması olabilir. Telif Holmes öykülerinin bu yakın tarihli tek örneği, Holmes okurlarını tatmin edebilecek bir romandır.

Eser Listesi

1912: Yervant Odyan, Abdülhamit ve Sherlock Holmes (Artin Asaduryan Matbaası)
1912: Yervant Odyan, Saliha Hanım (Artin Asaduryan Matbaası)
1913-14: Ebüssüreyya Sami, Osmanlı’nın Sherlock Holmes’i Amanvermez Avni (Cemiyet Kütüphanesi)
1925: Server Bedi (Peyami Safa), Polis Hafiyesi Kartal İhsan’ın Maceraları
1926: Server Bedi (Peyami Safa), Şerlok Holmes’e Karşı Cingöz Recai (Gündoğdu Matbaası)
1928: İskender Fahrettin, Türklerin Şerlok Holmes’i Yıldırım Sadi
1928: Anonim, Türklerin Şerlok Holmes’i Amanvermez Sabri
1930: Salih Münür, Kalpazan (Sühulet Yayınları)
1932: M.N., Şark’ın Şerlok Holmes’i (Yenigün Gazetesi)
1934: Anonim, Ateş Ahmet
1936: Anonim, Amanvermez Kadri (Maarif Kitaphanesi)
1938: Münir Süleyman Çapan, Şerlok Holmes / Kanlı Muamma (İnkılap Kitabevi)
1940: Hikmet Münir, Arsen Lüpen – Şerlok Holms Karşı Karşıya / Hırsız Kim? (Sertel Matb.)
1942: A.T. Safkan, Dünya Titriyor (Cumhuriyet Matb.)
1944: Süheyla Kızıltan, Yıldırım Hasan
1944: Anonim, Amanvermez Ali (Sertoğlu Kitabevi)
1945: Dâniş Remzi Korok, Velington Şatosu Esrarı (Rıza Koşkun Neşriyatevi)
1954: Cevat Fehmi Başkut, Valde Sultanın Gerdanlığı (Harman Yayınevi)
1957: Aziz Nesin, Deliler Boşandı (Yeni Matbaa)
1984: Turhan Selçuk, Abdülcanbaz / Allahabad Elması (Milliyet Yayınları)
2007: Kurt Aldeer, Holmes İstanbul’da (Kanlı Elmaslar) (Erko Yayınları)

Agatha Christie 120 yaşında!..

Polisiye edebiyatının kraliçesi, bundan 120 yıl önce, Devon’da doğdu. Kafasında hiç mi hiç yazar olmak gibi bir düşünce yokken, kız kardeşi Madge ile bir iddialaşma sonucu detektif hikayeleri yazmaya başladı. İlk romanı, Styles’teki Esrarengiz Vaka altı yayıncı tarafından geri çevrilip ancak 5 yıl sonra basıldı. İki milyardan fazla satan kitapları, İncil ve Shakespeare’den hemen sonra geliyor.

Agatha Christie’nin doğum günü nedeniyle, arama motoru Google da ana sayfasını değiştirdi. Yerde yatan bir cesedin başına toplanmış kişiler olarak resmedilen harflerde, en baştaki G’de Poirot’u görüyoruz.