| Cinairoman.com http://www.cinairoman.com/forum/ |
|
| Kayboluş http://www.cinairoman.com/forum/viewtopic.php?f=34&t=250 |
1. sayfa (Toplam 2 sayfa) |
| Yazar: | exponentia [ Cum Şub 17, 2006 1:31 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
G. Perec - Kayboluş. İnanılmaz bir kitap. İşte alıntılar: "Ünlü Fransız yazar Georgec Perec’in hiç ‘e’ harfi kullanmadan yazdığı ‘La Disparition - Kayboluş’ adlı romanı, hiç ‘e’ harfi kullanılmadan Türkçe’ye çevrildi. Cemal Yardımcı tarafından yapılan çeviri, Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlandı. Çevirmen Cemal Yardımcı, Perec’in kitabını ilk eline aldığı günden bugüne üç yıl geçtiğini ama son bir yılda tam anlamıyla çeviriye konsantre olduğunu ve bu süre zarfında zaruri ihtiyaçlar dışında neredeyse evden çıkmadığını belirtti. Böyle bir kitabı Fransızca yazmanın çok daha zor olduğunu vurgulayan Yardımcı şunları söyledi: ‘Fransızca’da e harfi kullanmamaya karar verdiğinizde kelime hazineniz yüzde 30-40 oranında daralıyor. Türkçe’de ise bu oran dörte bire iniyor. ‘Sen, ben, ve, -ken’ gibi kelime ve ekleri kullanamamak insanı bir hayli zorluyor.’ 1961 doğumlu olan, Galatasaray Lisesi’nden sonra birincilikle girdiği İTÜ’yü birincilikle bitiren, daha sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde master ve doktora yapan Yardımcı, Perec’in metniyle uğraşmaktan keyif aldığını gizlemiyor. Romanda, Anton Voyl (Anton Ssliharf) adlı kahramanın kayboluşu polisiye bir kurguyla anlatılıyor. Anton’la birlikte, dünyadan ‘e’ harfi de kaybolmuştur. Perec’in kaybolmasına göz yumduğu e harfinin, Fransız işbirlikçiler tarafından Nazilere teslim edilen ve toplama kampında ölen annesini simgelediği söyleniyor. Perec kullanma kılavuzu 1936’da Paris’te doğan Perec, sosyolog, deneme yazarı ve çevirmen kimlikleriyle tanınıyor. 1965’de yayımlanan ‘Les Choses / Şeyler’ adlı eseriyle Renaudot, ‘La Vie mode d’emploi / Yaşam Kullanma Kılavuzu’yla ise 1978 Médicis ödülü’nü kazanan Perec, Mart 1982’de öldü. İddialara göre, Perec tarafından açıklanana kadar hiç bir eleştirmen kitabın e harfi kullanılmadan yazıldığını farketmedi. Yaşam Kullanma Kılavuzu, İsmail Yerguz çevirisiyle Türkçe’ye kazandırıldı. Enis Batur da, kitaptan yola çıkarak bir ‘Perec Kullanma Kılavuzu’ hazırladı. " Mutlaka okuyun. |
|
| Yazar: | purple [ Cum Şub 17, 2006 3:29 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Evet çok ilginç bir kitaba benziyor.Öyküden çok "e "kullanmadan nasil bir sey cikarmis ortaya C.Yardımcı onu merak ettim doğrusu.Ekledim alınacaklar listeme |
|
| Yazar: | purple [ Cmt Şub 25, 2006 11:32 am ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Sevgili exponantia'nın okuduğu G.Perec'in kayboluşu,bizdeki çevrimiyle de tartışmalara neden olmuş.Ben dün Radikal gazetesi bulamadığım için kitap ekini okuyamadım ama bugünkü radikal'de de kitap ekinden bir alıntı var. Linkini atayım da paylaşayım istedim. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=179629 |
|
| Yazar: | amaninbe [ Pzr Şub 26, 2006 1:16 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
perec'in cevirisine eleştiriler radikal kitap ekinde celal uster'in yazisiyla başladi, vallahi ben de dumur oldum. perec kitaba beşinci bolum koymamiş fransizca'da e beşinci harfe tekabul ediyor diye. cevirmense tam dort bolum eklemiş kitaba. eleştirler çok fazla ama yine de herkes bu kitabi cevirmenin cok zor olduğu konusunda hemfikir. çevirmenliğin de yaratici meslek olduğu son yirmi yildir kabul goruyormuş ama bu kadar abartilmasi hiç duyulmamiş. kitabi okumadim çevirmenin iki yil uğraştiği ve çok zor bir işin altindan kalktiği kesin ama ileri gitmiş anlaşilan. enis batur dişinda destek veren okumadim. aslinda bu polisiye çevirilerine bile yoneltilenden çok daha ağir ithamlar içeriyor. adam kitaba dort tane bolum eklemeyle kalmadiysa-ki neler yaptiğini blmiyoruz- kitabi yeniden yazmiş bile olabilir. |
|
| Yazar: | purple [ Pzt Şub 27, 2006 12:32 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Bende konu aynı kalmış ama içerik değişmiştir diye düşünüyorum. Keşke bu bir çeviri olmasaydı da bizde hiç "e "harfi kullanmadan bir kitap yazdım deseydi bir yazarımız. Ve fransızca bilmiş olsaydım,önce yazarın kendi kitabını ardından da bizim çeviriyi okumayı çok isterdik. Farklar neler,görebilmek için. Ama yinede ben kitabı "e"siz olduğu için,olmuş mu,nasıl olmuş gibi sorularımı cevaplandırmak için okuyacağım. |
|
| Yazar: | exponentia [ Pzt Şub 27, 2006 3:48 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Arkadaşlar kitabı henüz bitirmedim ama az kaldı. Fakat C Yardımcı'nın bu kadar eleştriye maruz kaldığını duymamıştım, buna şaşırdım. C Yardımcı'nın olaya karıştığı muhakkak ama kitap üzerinde kesinlikle değişiklikler yapmıyor. Bilakis amacı kitabın özgünlüğünü korumak. Perec 5. bölümü yazmamış, ama bu aslında orada bir bölüm olmadığı anlamına gelmiyor. O bölüm 'kaybolmuş'. Çünkü e fransızcanın beşinci harfi, tüm kitap e'nin kayboluşunu simgeleyen numerolojik oyunlarla dolu. Bu oyunlardan zevk alabilmek için oyunların özgünlüğünü korumak lazım. Halbuki e Türkçe'de malumunuz olduğu üzere 6. sırada yer alıyor. Olayı Türkçe'ye uyarladığımız zaman 6. bölümün kaybolması icap ediyor. Eğer C. Yardımcı bölümlerin numaralarını kaydırsaydı ve 6 numaralı bölüme 5 deseydi, 7'ye de yedi diyerek 6 kaybolmuş gibi yapsaydı diye düşünebilirsiniz. Ama işte o zaman kitabın özgünlüğü zarar görürdü. Çünkü dediğim gibi Perec 5. bölümü yazmamış, ama bu aslında orada bir bölüm olmadığı anlamına gelmiyor. O bölüm 'kaybolmuş'. 5. bölüm tam kitabın kahramanı adamın kaybolması ile diğer kişilerin olaya dahil olması arasındaki bölüm. Numaralarda oynama yapılırsa 'kaybolan' bölümün yeri karışırdı. Halbuki C Yardımcı bölümün orjinal yerini korumuş: 5 numaralı yere 'zorunlu olarak lafa karıştığını' anlatan bir bölüm koymuş, 'kaybolan' bölümü 6 ile numaralamış, (yani böyle bir bölüm yok) ve 7 numaralı bölümden hikayeyi devam ettirmiş. Yani tek yapmaya çalıştığı alfabemizdeki Ç'nin etkilerinden kurtulmak. Kitaba 4 bölüm eklemesi de, Türk alfabesinde 29 harf olmasından kaynaklanıyor. Kitabın içinde yaptığı bir iki cümlelik müdahaleler de numerolojik oyunları Türk alfabesine uydurma çabasından başka bir şey değil. Okursanız siz de anlayacaksınız. Alın size bir örnek: "... Amaury Ünüz'ün (birinin öz olup olmadığı kuşkulu, üçü Doğulu kapatmasından) dokuz çocuğu vardı. Garip bir rastlantıyla onun da adı Gayb olan büyük oğlu kaybolalı yirmi dokuz yıl oluyordu. .... Bir sonraki oğlu Adam da açlık duygusunu yitirdiği için zayıf düşmüş, bir sanatoryumda ölmüştü. Bunun ardından üç oğlu daha öbür dünyaya göçmüştü: Zanzibar'da İvan'ı büyük bir balık yutmuş; Milano'da Luccino Visconti'nin asistanı olan Odilon gırtlağına sivri bir kılçık batınca boğulmuş; Honolulu'da Urbain'in bütün kanını muazzam bir sülük sömürmüş, yirmi kan nakli zavallıyı kurtaramamış, çocuk kan kaybından ölmüştü. Amaury Ünsüz'ün üç kızı Ökcan, Ümmühan, Işıtan, bir Ankara yolculuğunda trafik kazasında hayatlarını yitirmişti. Hayatta kalan son çocuğu Yvon uzaklarda yaşıyordu. Araları soğuktu; yılda bir görüşüyorlardı..." Bu alıntının bir önceki bölümünde Gayb'ın E harfini simgelediğini öğreniyoruz. Amaury Ünsüz'ün çocukları sesli harfleri simgeliyorlar. Y harfi aslında sesli değil, bu yüzden öz çocuk olduğu kuşkulu, ve bu yüzden hala hayatta ve bu yüzden görüşmüyorlar. C Yardımcı'nın eklediği anlaşılan kısımları ise kırmızı ile işaretledim. (Üvey çocuk Y ile birlikte toplam sesli harf sayısı Türkçe'deki seslileri de ekleyince 9 oluyor. Toplam harf yirmi dokuz, bundan dokuz çıkarınca da yirmi kalıyor.) Siz ne dersiniz bilmiyorum ama kitabın içeriğini değiştirdiğini söylemek bence çok zor. Bilakis bu eklemeleri 'Türkçeleştirmek' kapsamında bana çok zevk verdi. C Yardımcı bunları hiç yapmayıp Fransız alfabesi üzerinden kurulan çatıyı devam ettirseydi ne olurdu? Kaybolan bölüm 5 olarak kalsaydı? 25 bölüm (harf) olsaydı toplam? İnanın aynı zevki alamazdık. Çünkü tüm metin içinde durmaksızın devam eden numerolojik oyunları anlayabilmek için bu alfabeye aşina olmak, bu alfabe üzerinden düşünebilmek gerekiyor. Hiç Fransızca bilmeyen bir kişinin bu kitaptan alacağı zevk sıfırlanırdı. Bu durumda da yapılan calışmayı 'Türkçeleştirme' olarak adlandırmak ne kadar doğru olurdu hiç bilemiyorum. Eleştrilerle ilgili linke baktım. Haksız olduklarını düşünüyorum. Diğer taraftan; Eleştirmek ayrı, ama C Yardımcı'nın yaptığı işi takdir etmek de şart. Bu iş inanılmaz zor. Hatta çeşitli açılardan Perec'inkinden bile zor: Örneğin yazarın, hayvanlarla ilgili benzetmelerle dolu bir paragraf yazmak istediğini varsayalım. "Kuş gibi uçtu, tavşan gibi kaçtı, kurt gibi uludu, falan filan.." Şimdi bu benzetmelerin sayısını artırmak istediğimizi düşünelim. Haliyle içinde 'e' geçmeyen hayvanları düşünmeye başlarız. Mesela yazar burda fransızcası 'chien' olan köpeği kullanmayacak ve içinde 'e' olamayan 'chat' yani kedi kelimesini tercih edecektir. Kediyle ilgili bir benzetme yapacaktır. Fakat Yardımcı'nın işi daha zor. 'chat' kullanılarak yapılan bu benzetmeyi değiştiremez. Aynen koymalı. Ama 'kedi' diyemiyor? Ne olacak şimdi, hadi bakalım. Oturup tek tek düşünecek 'kedi' yerine ne kelime yazsam diye. İşte böyle; Yardımcı'nın her bir kelime üzerinde tek tek düşündüğü, ince özeni bu kitapta hissediliyor. Ben herkese tavsiye ediyorum. |
|
| Yazar: | exponentia [ Pzt Şub 27, 2006 4:42 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Eleştrileri ayrıntılı olarak yeniden okudum: Tahsin Yücel ile Kitap Çevirmenleri Girişimi'nden Tuncay Birkan'ın (Girişimi duymuş olmama rağmen kendisini tanımıyorum) kitabın çevirisini henüz okumadan yorum yaptıkları anlaşılıyor. Ferit Edgü'nün ise okuduğundan birşey anlamadığı anlaşılıyor. Eleştrisini okuyunca benim gözlerim şaşkınlıktan kocaman açıldı. Aynen şöyle demiş: "55. sayfaya geldiğimde duraladım. İnanılır gibi değil, romanda olmayan 5. bölüm, kendisini 'yarı-yazar' diye niteleyen çevirmen tarafından kaleme alınıp romana eklenmişti. Daha sonraki sayfalarda gördüm ki 'yarı-yazar' 25 bölümlük romana kendinden dört bölüm eklemişti. Bugüne değin, (çevirmen ya da yapımcı tarafından) makaslanıp kısaltılmış, gereksiz görüldüğü ya da okuyucuyu sıkacağı düşünülen ya da ideolojik ya da yargıçları harekete geçirecek erotik bölümlerin çıkarıldığı pek çok çeviri gördüm sevgili yurdumuzda. Ama ilk kez, bir çevirmenin romana kendinden bölümler eklediğine tanık oluyorum. Hadi, çevirmen böyle bir zırtapozluk yapmış, yayımcı bu saçmalığa nasıl ortak oluyor? Yoksa yayımcılar, yayımladıkları kitapları okumuyorlar mı?" Bir kere, Yardımcı 'beşinci bölümü' yeniden yazmamış; bilakis 'kaybolan' bölümü doğru yere koyma çabası içinde. Aynı şey toplam bölüm sayısını 29'a çıkartmak için dört bölüm eklemesinde de söz konusu. Ancak anlaşılan Ferit Bey, basit bir kaç sayı hesabı yapamamış. İkinci olarak, "yarı-yazar" teriminin; içinde 'e' geçen 'tercüman' ve 'çevirmen' kelimelerinin ikamesi olarak kullanıldığını hatırda bulundurmak gerek. Son olarak ise; Ferit Bey'in eleştrilerinde kullandığı dil, eleştirdiği kişiden ziyade kendi kalitesini düşürür nitelikte. Kınıyorum. |
|
| Yazar: | Wallander [ Pzt Şub 27, 2006 11:53 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Exponentia'ya çok teşekkür ediyorum. Ben de yorumları okudum ve ister istemez yarı-yazarın aleyhine karar veriyordum. Ama şimdi bir de karşıt görüşü dinlemek iyi geldi. Kaldı ki exponentia ile görüşlerimiz birbirini çok tutuyor. Sadece bir şey bilmiyorum. Bu kitabın konusu nedir? Kısaca anlatırsan heralde herkes merak ediyor. Ben bugün, nihayet Doğu Ekspresi buldum. Sandığımdan zor oldu. Önce sahaflara baktım, uygun fiyata ve temizlikte bulamadım (aslında sadece 1 tane buldum-pahalı ve yıpranmıştı). Sonra da 4. kitapçıda ancak buldum. Hepsini Cinaiciler aldı galiba Onun dışında Dashiell Hammett'in "Türk Sokağındaki Ev" adlı öykü kitaba başladım. Aynı adlı hikayeye öncelik verdim ve adeta bayıldım. Neredeyse ilk defa, Holmes hikayelerin dışında bir polisiye hikayeye tam not verdim. Bakalım diğerleri nasıl. Bu ara Sözlük çalışma grubu altında haddim olmayarak "Kara Roman" konusunu açtım. Biraz üzüldüm, kimse bir ses vermediği için. |
|
| Yazar: | exponentia [ Sal Şub 28, 2006 12:11 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Wallander yazdı: Bu kitabın konusu nedir? Kısaca anlatırsan heralde herkes merak ediyor.
Bu kitap tamamen e harfinin kayboluşu üzerine. Dünya'dan e harfi yok olmuş, insanlar bir şeylerin eksikliğini hissediyor ama bir türlü ne olduğunu anlayamıyorlar. Hikaye, hissettiği eksikliğin sebebini kendi kafası içinde çözmeye çalışan Anton Ssliharf'in buhranlarıyla başlıyor. Fakat Anton Ssliharf de, yaptığı çalışmalarla ilgili ipuçlarını dostlarına gönderdikten sonra ortadan kayboluveriyor. Anton Ssliharf'in dostları, hem Anton'u bulmak hem de Anton'un bıraktığı ipuçlarını çözerek kendi kaderlerini de bağlayan bu muammayı aydınlatmak için olayları irdelemeye başlıyorlar. Konu ufak ufak hikayelerle, flashback'lerle devam ediyor... Ancak bu kitapta gerçekten önemli olan konu değil, zaten o yüzden çok ilginç bir kitap. Tüm kitap ortada olmayan e'nin etrafında dönüyor. Her şey e'yi anlatıyor ancak e ortada yok. Kitabın yazarı hakkında şu alıntı açıklayıcı: "... 1967’de Raymond Queneau ve François Le Lionnais’in kurduğu, matematikçiler ve yazarlardan oluşan OuLiPo (Gizil Edebiyat Atölyesi) grubuna katıldı. Bu çalışma grubu, Perec’in ‘zihinsel evi’ oldu. Grup kendisini biçimsel kuralların taşıdığı yaratıcı gizilgücü ortaya çıkarmaya adamış ve özellikle anagramlar, matematiksel sözcük oyunları ve benzeri bulmacamsı, karmaşık yapılarla uğraşmaya adamıştı. Italo Calvino da bu grubun önemli üyelerinden biriydi. Bu etki altında Perec, 1969’da Kayboluş adlı romanını yayımladı..." Yani kitapta asıl olan konu ve hikaye değil, asıl olan dilin kullanımı sırasındaki numerolojik oyunlar. Yazar bunu 199-200. sayfalarda (bambaşka bir şeyden bahseden hikayedeki karakterin ağzından) kendisi de, kendi hikayesinin içinde 'kızım sana söylüyorum okuyucu sen anla' mesajıyla açıklıyor: "... Karşı karşıya olduğumuz bir tüzük, bir mushaf, bir arzuhal, bir ordino, bir tarlanın kiralanmasına dair bir kontrat, bir kartvizit, bir tapu kaydı ya da bir roman olabilir. Aslolan, kullanılan sinyalin hangi noktaya uygulandığı olmayıp, bizatihi uygulanıyor olmasıdır; muhim olan dilin altından hangi baklanın çıktığı olmayıp, bizatihi dilin kullanılmasıdır... ... Bir romanı misal alırsak, sıradan, bayağı, alışıldık bulacağımız ana hatlarını ilk olarak algılayacak, karşımızdakinin tamı tamına bir roman olduğuna ikna olacağız: Birkaç kişi karşılaşacak, rastlantısal sandıkları, ama aslında bir alınyazısının kaçınılmazlığıyla örülmüş olaylar dizisi yaşayacaklar. Rastlantısallık yanılsaması, alınyazısının mutlaklığını örtüp saklayacak ama bir yanını da açıkta bırakacak... ... Ama daha sonra anlatının kurgusundaki yasayı anladığımızda, bu kadar sınırlı bir lügat, bu kadar yıpranmış, kalbura dönmüş, yarım yamalak, güdük bir sözlük kullanarak yazılmış biryazının sonuna kadar gidip tamamlanması bizi hayran bırakacak. Tabunun sağında solunda dolanıp duran, hiç dokunmadan onu kavrayan, kıvrak bir oyunla onu ortaya çıkaran, yaraya tuz basarak sağaltan, ağzına almadan imayla, çağrışımla onu adlandıran, vurgulayan, haykıran bu inanılmaz havai güç bizi afallatacak, ama okudukça anlamını hala tam kavrayamasak da sinyalin yürürlüğünü onaylıyor olacağız... ... Bunu kavradığımızda noksanlığa karşı bir olumlama ortaya çıkacak, kısıtlamanın doğurduğu özgürlük boy atacak, hayal gücü olgunlaşıp başak tutacak, kapkaranlıktan apaydınlığa ulaşmış olacağız! ..." Peki neden a değil, k değil, o değil de e? Bu konuda %100 doğru olup olmadığı bilinmemekle birlikte şöyle bir teori mevcutmuş okuduğum kadarıyla: Yahudi olan Perec'in babası savaşa gitmiş dönmemiş. Annesi ise toplama kampına götürülmüş. Toplama kampında yitenlerin yakınlarına o dönemde 'La Disparition' antetli ('Kayboluş') bir belge gönderilirmiş. Perec de annesinin 'La Disparition' belgesini almış. Fransızca 'onlar' anlamına gelen 'eux' kelimesi 'ö' olarak okunuyor. Şu tesadüfe bakın ki, Fransız alfabesindeki 'e' harfi de 'ö' olarak okunuyor. Dolayısıyla 'e', 'eux'u ve böylece 'e'nin kayboluşu da 'onlar'ın yani Perec'in anne babasının kayboluşunu simgeliyormuş. (Kitabın konusunun bunlarla bir alakası yok tabii.) |
|
| Yazar: | Maigret [ Sal Şub 28, 2006 3:23 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Güzel bir tartışma. Güme gitmemesi için ayrı başlığa taşıdım.. Benim de diyeceklerim var ama şu günlerde meşgulüm epey. Bir de teknik bir sorundan ötürü siteye giremiyorum.. |
|
| Yazar: | purple [ Sal Şub 28, 2006 3:40 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Konunun buraya taşınması iyi olmuş. Çeviriyle birlikte kitabın anlatımının tamamen değişeceğini düşünmüştüm. Exponantia bu açıklamaları yapınca neyin nasıl olduğunu daha iyi anladım. Fikirlerim çevirmen aleyhine değil sadece merak boyutunda kalmış,alıp okumalıyım hemen diye düşünmüştüm. Çevirmenin yaptığı bencede takdire değer.Ama anlamadığım şeylerde var.Yinelenmiş olacak ama.Asıl kitabın orjinalini okumadan neyi nerede kullandığını nasıl bileceğiz.Yani yazar fransızcada içinde e harfi bulunan köpek yerine,bulunmayan başka bir hayvan olan kediyi kullanmış.Ama türkçemizde,kedinin içinde "e" harfi var.Çevirmen bu durumda kediyi kullanamayacak,onun yerine köpeği mi kullanmış?Kullandıysa tamam anlam değil ama içerik değişmiş olmayacak mı?O zaman buna tam bir çeviri denebilir mi? (henüz kitabın çevirisini okumadığım için bu sorular oluştu kafamda,bilmiyorum okuyunca netleşecek mi?) |
|
| Yazar: | amaninbe [ Sal Şub 28, 2006 5:34 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
aciklamalar için sagol exponentia, yoksa kitabi turkçeden okumayi dusunmuyordum bile. anlaşilan çevirmen yapiyi koruyabilmek için içerikle yer yer oynamiş. bu arada bu başliği buraya taşimak iyi olmuş da, başliği tamamen polisiye kismina taşisak ya. burada diğer konularin arasinda kaynamasin. yazarlari ya da kitaplari orada tartişiyoruz ne de olsa. |
|
| Yazar: | Dr.Fell [ Sal Şub 28, 2006 5:51 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Bu polisiye bir roman mıdır? Ya da kurgusu, polisiye kurgu mudur? |
|
| Yazar: | Dr.Fell [ Sal Şub 28, 2006 5:53 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Bu polisiye bir roman mıdır? Ya da kurgusu, polisiye kurgu mudur? |
|
| Yazar: | exponentia [ Çrş Mar 01, 2006 12:14 pm ] |
| Mesaj Başlığı: | |
Hmm... Forumdaki çeşitli başlıklarda gerçekleşen tartışmaları izleyince; 'polisiye' kapsamı hakkında, herkesin %100 uzlaştığı, net bir çizgimiz olmadığı kanısına vardım. Kaldı ki; benim bu konudaki şahsi bilgim ve fikrim de net değil. Haliyle bu kitap için yorum yapmamın çok da doğru olmadığı inancındayım. Daha önce alıntıladığım bir yazıda, 'polisiye bir kurguyla' kaleme alındığı belirtiliyordu. Başka bir eleştiride ise; söz konusu eleştiriyi kaleme alan kişinin işi ileri boyutlara taşıyarak, 'olayı araştıran bir dedektif'ten bahsettiğini bile okudum. (Gerçi kitabı okumaya karar verirseniz eğer, bu ikinci tanımlamanın pek doğru olmadığını göreceksiniz.) Yine de ben, bu kitap için 'polisiye' denebileceğinden çok da emin değilim doğrusu. purple yazdı: Asıl kitabın orjinalini okumadan neyi nerede kullandığını nasıl bileceğiz. Güzel bir soru bu. Ancak ben, bu endişenin tüm çeviriler için geçerli olduğunu düşünüyorum. Orjinalinden habersiz olduğumuz yüzlerce çeviri okuduk bu güne kadar. Kim bilir kaçı orjinalinin aynıydı, kaçında yanlış çeviri vardı, kaçında hiç çevirilmeden atlanmış bölümler mevcuttu? Diğer çevirileri okuma kararı alırken pek de aklımıza gelmeyen böyle bir endişeyi, özellikle bu kitap için yaşamamız bana mantıklı gelmiyor. (Provokasyonlara kapılmayalım arkadaşlar! "Çevirmenin değişiklik yaptığı biliniyor, çeviride de yapmıştır" akla yakın bir teori olsa da; ben C. Yardımcı'nın yapmış olduğu 'Türkçeleştirme' işleminin bu endişeyi sileceği görüşündeyim. Zira yapmış olduğu 'Türkçeleştirme' işlemi, asla bağlı kalma çabasını okuyucuya hissettiriyor. İçerikte veya metinde değişiklik yapmış olduğunu ben sanmıyorum. (Bunu kesin olarak bilemem tabii.) purple yazdı: Yani yazar fransızcada içinde e harfi bulunan köpek yerine,bulunmayan başka bir hayvan olan kediyi kullanmış.Ama türkçemizde,kedinin içinde "e" harfi var.Çevirmen bu durumda kediyi kullanamayacak,onun yerine köpeği mi kullanmış?Kullandıysa tamam anlam değil ama içerik değişmiş olmayacak mı?O zaman buna tam bir çeviri denebilir mi? Çevirmen 'kedi' yerine 'kaplan' deseydi mesela, (içinde 'e' olmayan bir hayvan olduğu için) tespitin çok yerinde ve doğru olurdu sevgili purple. O zaman benzetmeyi tamamen gibi değiştirmiş olurdu ki; bu metne açık bir müdahaledir. Ama benim gözlemlediğim kadarıyla; C. Yardımcı Türkçe'sinde e olmayan, ama aynı kelimeyi ikame eden (okuyunca aynı 'şeyi' anladığımız) diğer kelimelerin arayışına girmiş. Spoiler olmasın diye açıkça yazmak istememiştim ama, 'kedi' yerine 'pisi pisi' demiş mesela purple yazdı: (henüz kitabın çevirisini okumadığım için bu sorular oluştu kafamda,bilmiyorum okuyunca netleşecek mi?)
Doğrusu netleşir mi bilemiyorum. Ancak; gerek kitap, gerekse çevirisi benim çok hoşuma gitti. İçindeki tüm oyunlardan çok zevk aldım. Hem yazarı, hem de 'yarı-yazar'ı hayranlıkla takdir ettim. Daha önce de dediğim gibi; benden tavsiye etmesi, sizden okuyup eleştirmesi... |
|
| 1. sayfa (Toplam 2 sayfa) | Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ] |
| Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group http://www.phpbb.com/ |
|